Kırklı yaşlarında sakin ve sıradan bir hayat süren Alex'in düzeni, yan eve yeni komşuların taşınmasıyla altüst olur. Komşusunun kocasını ilk kez gördüğünde karşısındaki adamın neredeyse kendisinin birebir kopyası olduğunu fark eder. Aralarındaki en belirgin fark ise bu gizemli adamın saçlarının olmasıdır.
Başlangıçta tuhaf bir tesadüf olarak gördüğü benzerlik, Alex için giderek rahatsız edici bir takıntıya dönüşür. Üstelik ikizi gibi görünen bu adam daha karizmatik, daha zeki ve hayatın hemen her alanında Alex'in olmak istediği kişi gibidir. Kendini sürekli onunla karşılaştırmaya başlayan Alex'in kıskançlığı ve merakı zamanla kontrol edemediği bir paranoyaya dönüşür.
Neyin gerçek, neyin kendi zihninin yarattığı bir yanılsama olduğunu ayırt etmekte zorlanan Alex, sonunda en büyük mücadelesini kendisiyle vermek zorunda kalır. Daha İyi Bir Ben, kimlik, özgüven ve insanın kendisinin daha kusursuz bir versiyonuyla karşılaşması fikrini psikolojik gerilim üzerinden ele alıyor.